Haberdar Olun

BERCESTE-İ OSMANİ (2)
BERCESTE-İ OSMANİ (2)

Bizim dedelerimiz dertli insanlardı. Ama bu dert, bir dünyanın yükünü omuzlarına alan bir dertti. Ümmetin derdiyle dertlenen, gözünü mazlumdan ayırmayan, adaletin ve merhametin sancağını taşıyan insanlar…

Hacerü’l-Esved’in gölgesinde yatan tek hükümdar olan Kanuni Sultan Süleyman, İstanbul’u suya kavuşturmak için Kırkçeşme sularını şehre taşımaya karar verdiğinde, bu işin zorluklarla dolu olduğunu biliyordu.

Ama Osmanlı’nın büyük mirası “Zor, imkânsız değildir” diyordu. Çünkü onlar şartlara teslim olmaz, şartları kendilerine teslim ederdi. Akşemseddin, Fatih Sultan Mehmed’e şöyle seslenmişti:

"Şartlara teslim olmazsan, şartlar değişir; sana teslim olurlar. Çok çalışır, çok dua eder ve çok istersen, Allah’ın rahmeti tecelli eder. Rahmet tecelli ettiğinde nice olmazlar oluverir."

Biz de bu sözlerin ışığında, merhum Hekimoğlu İsmail (Ömer Okçu) ağabeyimizin Minyeli Abdullah’ta dile getirdiği o derin yankıyı hatırlatarak sizleri Osmanlı’nın Berceste’sine, bu büyük mirası anlamaya davet ediyoruz.

Ey mezar taşının çalınmasına razı olan ecdat! Ey çalınan musluğunu bekleyen çeşme! Ey sonsuzluğu unutan yollar!

Ey filizini koparana, meyve veren ağaçlar! Ey taş yerine başımıza yağmur yağdıran gökler! Söyleyin, biz hangi milletteniz?

Bu sorunun cevabını birlikte aramaya ne dersiniz?

instagram facebook twitter

Sipariş Formu