Haberdar Olun

HİLAFET İNCİSİNİN SEDEFLERİ
HİLAFET İNCİSİNİN SEDEFLERİ

Bir medeniyet, merhametle yoğrulmuş vakıf ruhu olmadan nasıl ayakta kalabilir? Osmanlı’yı vakıf medeniyeti yapan güç neydi?

Peki, bir rüyanın toplumu şekillendiren bir hayra dönüşebileceğini hiç düşündünüz mü?

Bezm-i Âlem Sultan, gördüğü bir rüya ile Gureba-i Müslimin Hastanesi’ni kurduğunda, yalnızca hastalara şifa sunmuyordu.

Bu hastane, Osmanlı’da şefkatin ve sadakatin yaşayan bir anıtı oldu. Taburcu edilen hastalara sadece sağlık değil, çalışmaya başlayabilmeleri için bir miktar ücret de verilirdi.

Peki, bu incelikle örülen sistemin ardındaki gizli kahramanlar kimlerdi?

Osmanlı’nın beş büyük Valide Sultanı, vakıf anlayışını bir miras gibi devraldı ve büyüttü.


Hastaneler, sebiller, camiler, imaretler, vakıflarla yoğrulmuş bir toplumun en büyük şahitleri oldu.

Çünkü vakıf bir gö- nül işiydi ve gönlünü şefkatle yoğuran kadınlar, bu mirası en güzel şekilde taşıdı.

Hilafet İncisinin Sedefleri’nde bu büyük ruhun izini sürüyor, Osmanlı’nın vakıf eliyle inşa ettiği şefkat medeniyetinin kapısını aralıyoruz.

instagram facebook twitter

Sipariş Formu